İş kazalarında işverenin hukuki sorumluluğunun sınırı nedir?

İş kazalarında işverenin hukuki sorumluluğu genel olarak kusur sorumluluğuna dayalıdır. Ancak Yargıtay, işverenin sorumluluğunun tehlike esasına dayalı kusursuz sorumluluk olduğu yönünde kararlar verdiği gibi son zamanlarda verdiği kararlarda objektif kusur sorumluluğu kavramına yer verilmiştir.

Objektif kusur sorumluluğu kriterine göre, işverenin yine kusurlu olması aranacaktır ancak kusurun belirlenmesinde, işverenin içinde bulunduğu kişisel durum ve özellikler yerine, aynı durumdaki dikkatli, makul ve sorumluluk duygusu taşıyan bir kişinin hareket tarzı esas alınacaktır.

İşverenin tamamen kusursuz olduğunun kabul edilebilmesi için, işyerindeki işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamaya yönelik her türlü önlemleri alması, uygun çalışma ortamını hazırlaması, araçları eksiksiz bulundurması, işçileri denetlemesi, gözetlemesi ve tüm bu yükümlülüklerini özenle yerine getirmesi gerekmektedir. İşveren tespit edilen kusuru oranında sorumlu tutulacak ve o oranda hukuki sonuçlarla karşılaşacaktır.

İş kazasında işveren, işveren vekili ve kaza geçiren işçi dışında başka bir kişinin kusurunun, kaza geçiren işçinin kastı ya da ağır kusurlu hareketinin bulunması halinde, işveren açısından nedensellik bağı kesilir ve işverenin sorumlu tutulmaz.

İşçinin kendi kasti hareketi ya da ağır kusurlu davranışı sebebiyle kaza geçirmesi halinde ise, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından işçiye ödenecek olan iş göremezlik ödeneği veya sürekli iş göremezlik gelirinden kesinti yapılır.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2012/4196 E. 2012/5289 K. sayılı ve 5.4.2012 tarihli kararı şu şekildedir: ‘’…işverenin kusurunun bulunmadığı, kendisinden beklenen özeni gereği gibi yerine getirdiği, kazanın meydana gelmemesi için alacağı bir önlemin bulunmadığı, pilotaj hatasının da kusursuz sorumluluğun tüm halleri için gerekli illiyet bağını keseceği göz ardı edilerek davanın reddi yerine yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.’’

Buna göre gerekli önlemlerin işveren tarafından alınmış olması illiyet bağını keser ve bu sebeple işveren sorumlu tutulamaz.

İş kazası olması durumunda işverenin bir diğer hukuki sorumluluğu bu durumu yetkili kolluk kuvvetlerine veya kendi mevzuatlarına göre yetkili mercilere derhal ve SGK’ya da en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde, bildirmesidir. İşveren, iş kazasının SGK’ya bildirilmemesi, geç bildirilmesi ya da bildirimin eksik veya yanlış olmasından doğan veya doğacak zararlardan sorumlu olacaktır. Bildirilmemesi halinde bildirim tarihine kadar geçen süre için sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği, işverenden tahsil edilecektir.

Sigortalı çalışan işçinin kaza nedeniyle uğradığı zarar öncelikle SGK tarafından karşılanacaktır. SGK kaza geçiren işçinin tüm tedavi giderlerini karşılayacak, işçiye geçici iş göremezlik ödeneği sağlayacak ve meslekte kazanma gücü kaybına uğrayan işçiye sürekli iş göremezlik geliri bağlayacaktır. Kaza ölüm ile sonuçlanmışsa, hayatını kaybeden işçinin hak sahibi yakınlarına dul veya yetim aylığı bağlayacaktır.

İşçinin uğradığı zarar, Kurumun karşıladığı tutarı aşıyor ise, karşılanamayan zararlar işverenden istenebilir. SGK kaza geçiren işçi için yaptığı ödemeler için kusuru oranında işverene rücu edecektir.

İşçinin sigortasız çalışıyor olması halinde, iş kazasının Kuruma bildirilmesinin ardından SGK yukarıda sayılan sağlık yardımlarını ve iş göremezlik ödemelerini işçiye sağlayacak, sonrasında ise kusur oranına bakılmaksızın yaptığı tüm ödemeler için işverene rücu edecektir.

Dolayısıyla, iş kazası halinde işçinin sigortasız çalışması işçi açısından sonucu değiştirmeyecek; fakat işveren kusur oranına bakılmaksızın tüm zararları karşılamak zorunda kalacaktır. Her iki halde de, işveren iş kazası yüzünden rücu davası ile karşılaşabilir.

İşçi ise işverenden manevi tazminat talebinde bulunabileceği gibi, bir maddi tazminat türü olarak iş göremezlik tazminatı talep edebilecektir. İş kazasına uğramak suretiyle zarar gören işçi, çektiği acı ve sıkıntının karşılığında manevi tazminat davası açabilir. İşçinin ölümü halinde ise işçinin ailesi karşı karşıya kaldığı üzüntü sebebiyle manevi tazminat talebinde bulunabilecektir.

İşçinin yakınları, işçinin kendilerine baktığını ve bakılma gereksinimlerini ispatlamak şartıyla işverenden destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir.

İşçi, işverene karşı açacağı davada kazanın meydana geldiğini, bunun nedeninin ise işverenin gerekli tedbirleri almaması olduğunu ortaya koyacak, buna karşılık kusursuzluğunu ispat yükü işverene ait olacaktır. Şayet işveren, işçinin de kusurlu olduğu savunmasında bulunuyor ise, işçinin kusurunu ispat etmekle yükümlü olacaktır. Destekten yoksun kalma tazminatında ise, yukarıda belirttiğimiz üzere, işçinin yakını işçinin kendisine baktığını ve bakılma gereksinimini ortaya koymakla yükümlü olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir